Galatasaray, formatı 1993 yılında değişerek Şampiyonlar Ligi adını alan turnuvaya on defa, eski adıyla Şampiyon Kulüpler Kupasına ise dokuz defa katılmış, toplamda 19 kere Avrupanın en prestijli kupası için yarışmıştır.
Galatasaray bu turnuvanın çeşitli turlarında toplam 131 maça [1] çıkmıştır. 2007 yılında UEFA tarafından çıkarılan resmi şampiyonlar ligi dergisinde, turnuvanın başladığı 1959'dan beri yapılan tüm maçlar değerlendirilmiş, genel puan durumunda Galatasaray 17. sırada yer almıştır.[2]
Galatasaray’ın ilk başarılı sezonu, 1962-63 sezonunda çeyrek finale yükselişidir. İkinci kez katıldığı Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Dinamo Bükreş ve Polonia Bytom takımlarını eleyen Galatasaray, çeyrek finalde o sezon şampiyon olan İtalyanAC Milan tarafından elenir.[3]
Ertesi sezon, 1963-64'de yine bu kupaya katılan Galatasaray'ın bu sefer şansı yaver gitmez. FC Zürich ile 3 maç oynanır, ama takımlar yenişemezler. Bunun üzerine para atışı yapılır. Zürih[4] takımı çeyrek finale çıkar.
1969-70 sezonunda, tekrar Şampiyon Kulüpler kupasına katılmaya hak kazanan Galatasaray ikinci kez çeyrek finale kadar yükselir, ancak Legia Varşova takımına elenir.[5]
Derece olarak en başarılı yıl ise yarı final oynadığı 1988-89 sezonudur. Rapid Wien'i eleyen[6]Neuchatel Xamax ile eşleşir. İlk maçı 3-0 kaybetmesine rağmen rövanşı 5-0 kazanmayı başarır.[7] Çeyrek finalde güçlü Fransız temsilcisi AS Monaco'yu da beklenmedik biçimde eleyerek büyük sükse yapar.[8] Yarı finalde ise Hagi'li Steaua Bükreş tarafından elenir.[9] takım
Bu tarihten sonra yeni ismi ve formatıyla Şampiyonlar Ligi dönemi başlar. UEFA katsayıları2000 yılına kadar başaramasa da zaman zaman başarılı sonuçlar almıştır. İlk ve en şok edici sonuç belki de 1993-94 sezonunda seribaşı Manchester United'ı öneleme turunda safdışı etmesidir.[10]1998'da gruptan çıkmayı averajla kaçırışı[11], 1999'da ise UEFA Kupası yolunu açan grup üçüncülüğü[12] bu dönemdeki diğer kayda değer sezonlardır. uygulanmaya başlanır ve seribaşı takımların zayıf takımlarla eşleştiği, sadece güçlü olanların katılabildiği şampiyonlar ligi grupları oluşur. Galatasaray gruplardan çıkmayı
2000-01, maç ve galibiyet sayısı olarak, Galatasaray’ın avrupadaki en başarılı sezonlarından biridir. Öneleme Turu[13], 1. Tur grupları[14], 2. Tur grupları[15] ve çeyrek finalle birlikte Galatasaray birbirinden güçlü sekiz avrupalı rakiple mücadele etmiş, çeyrek finalde Real Madrid'e elenerek turnuvaya veda etmiştir.[16]
Galatasaray 2001-02 sezonunda 1. Tur grubundan çıkmayı başarır.[17] Ancak 2. Tur gruplarında aynı başarıyı gösteremeyerek elenir. Bu tarihten sonra üç defa daha şampiyonlar ligine katılan takım önemli bir başarı gösteremez. Gruplardan çıkamaz veya üçüncü olarak UEFA Kupasına katılır.
Galatasaray tarihinin en büyük başarısı, aynı zamanda Türk futbol tarihinin en büyük başarısı olarak da nitelenen UEFA Kupası zaferidir.
1999-2000 sezonunda kazanılan bu büyük başarı, aslında Şampiyonlar Ligi’nden başlamaktadır. Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’ndeki son maçında İtalya devi AC Milan ile karşılaşacaktır. Kazanması durumunda, yoluna UEFA Kupası’nda devam edecek, kazanamazsa elenecek, AC MilanUEFA Kupası biletini alacaktır.
İki takım açısından da son derece önem taşıyan maçta karşılıklı goller olur ve son dakikalara girerken skor beraberedir. İtalyan takımının yaptığı bir savunma hatası sonucu Galatasaray son dakikada penaltı kazanır. Ümit Davala penaltıyı attığında, spiker bu kritik golü "Giden maç döndü" diyerek anlatmıştır. [18]
Böylece AC Milan elenirken, Galatasaray UEFA Kupası 3. turuna katılmaya hak kazanır. Kuralar çekilir, Galatasaray 3. Turda yine bir İtalyaSerie A takımı, Bologna ile eşleşir. Aşırı soğuk bir havada oynanan karşılaşmada, deplasmanda İtalyan ekibiyle dişe diş mücadele eden G.Saray, 90 dakikayı avantajlı bir skorla tamamlar. Hakan Şükür'ün kafa golüyle maç 1-1 berabere biter.[19]
Bologna'yı eleyerek dikkatleri çeken Galatasaray, deplasmanda oynadığı maçta Borussia Dortmund'u 2-0 yendiği zaman yeni bir şaşkınlık yaratır. Sarı kırmızılılara galibiyeti getiren golleri Hakan Şükür ve Hagi atmıştır. Alman gazeteciler "Dortmund'u hiçbir takım bu kadar ezmemişti. Bu takım nereden çıktı" yorumunu yaparlar.[21]
Almanya'daki gurbetçi Türkleri de sevince boğan bu galibiyet sonrası Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, "Bu başarılar G.Saray'ın değil, Türk insanının yapmak istediği şeylerdi" diyerek konuyu özetler.[22] Rövanş maçı berabere sonuçlanır. Galatasaray adını çeyrek finale yazdırmıştır.
Çeyrek finaldeki rakip La Liga ekiplerinden Real Mallorca'dır. Yine ilk maçı deplasmanda oynayan Galatasaray, yine işi ilk maçta bitirir. Türk gazetelerinin destan[23] olarak nitelediği maçı Galatasaray Arif, Emre, Hakan Şükür ve Okan’ın golleriyle 4-1 kazanır.
İlk maç İstanbul’da oynanacaktır. Avrupa kupalarındaki 50. galibiyeti hedefleyen Galatasaray buna Hakan Şükür ve Capone'nin golleriyle 2-0'lık skorla ulaşır. Galatasaray ikinci maç için büyük bir avantaj elde eder, ama İngiliz basını maçtan önce yaşanan kanlı olayları manşete taşır.[26]
Maçtan önce, Beyoğlu'ndaki barlarda içki içerek etraflarındakilere sarkıntılık yaptıkları iddia edilen yüz kişilik İngiliz holiganın Taksim Meydanı'na çıkmasıyla büyük kavgalar yaşanır. Bıçakların çekildiği olaylarda iki İngiliz taraftarı hayatını kaybeder.[27]
Olay Türk ve İngiliz basınınca da karşılıklı olarak tırmandırılır. Rövanş maçına kadar geçen 2 haftalık sürede gerginlik o kadar yükselir ki, İngiltere’de oynanan maçta Türk taraftarlarına bilet satışı yasaklanır. İngiltere'nin Leeds kenti maç günü adeta polis işgaline uğrar.
Taksim'deki olaylarda yaşamını yitiren iki İngiliz taraftar için düzenlenen tören nedeniyle maç 10 dakika geç başlar. Her iki takımın futbolcuları sahaya kollarında siyah bant takarak çıkmıştır.[28] Maç öncesinde orta yuvarlak üzerinde toplanan futbolcular, 1 dakikalık saygı duruşunda bulunurlar.
40.000 ateşli İngiliz taraftarın önüne çıkan "Aslan" bu zor deplasmanda da istediğini almayı başarır. Maçı, Hagi ve Hakan Şükür'ün ayağından bulduğu gollerle 2-2 berabere tamamlayan Galatasaray UEFA Kupası Finaline adını yazdırır. Rakip İngiliz devi Arsenal'dir.[29]
Final maçı Danimarka'da 38.000 kişilik KopenhagParken Stadı'nda oynanacaktır. Yine Türkİngiliz taraftarlar karşı karşıya gelir. Maçtan önce Kopenhag'da kavga çıkar, 25 kişi yaralanır. Stadyumda ise güzel görüntüler vardır. Yirmibinin üzerinde Türk taraftarı, tribünlerde renk cümbüşü oluşturur. ve
Galatasaray, bu maça Leeds maçında kırmızı kart gören Emre'den yoksun olarak çıkar. İki takım da gol bulamadıkları için, zor ve gergin bir maç olur. 120 dakika sonunda halen gol atılamamıştır ve maç sonucu penaltılara kalır.
Kaderin cilvesi, penaltı atışları da Türk taraftarların önünde yapılır. İlk penaltıyı kullanan Ergün, topu ağlara gönderir. Ardından Suker'in vuruşunda top yan direkten döner. G.Saray'da ikinci vuruşu Hakan Şükür gole çevirir. Arsenal, Parlour'la durumu 2-1 yapar. Ümit Davala, çok soğukkanlı kullandığı vuruşla G.Saray'ı 3-1 öne geçirir. Arsenal'de ise Vieira'nın penaltı atışı üst direkten döner. Son kez topun başına gelen Popescu skoru ilan eder: 4-1.[30]
Penaltı atışlarında hiç fire vermeyen Galatasaray Türk futbolunda bir ilke imza atar ve UEFA KupasınıTürkiye'ye getirir. AP Galatasaray'ın başarısını "Türk spor tarihinin en önemli günü" olarak dünyaya duyurur. [31]
Galatasaraylı fubolcular, Danimarka'nın başkenti Kopenhag'dan İstanbul'a dönüşte muhteşem bir törenle karşılanır. Ertesi gün öğlen saatlerinde Atatürk Havalimanı'na inen sarı kırmızılı kafile binlerce coşkulu taraftarın arasında uçağın merdivenlerinden inip üstü açık bir otobüse biner. G.Saraylı futbolcular, insan selinin aktığı Atatürk Havalimanı'ndan konvoy eşliğinde Taksim'e gider. Taksim'de ise onbinlerin katıldığı tarihi bir kutlama yapılır. [32]
Galatasaray uluslararası arenada olduğu gibi, gerek profesyonel dönemde, gerekse 1960 öncesi futbolun Türkiye'de yeni gelişmekte olduğu amatör dönemlerde ülkenin en başarılı ve öncü kulüplerinden olmuştur.
1905 yılında Galatasaray’ı kuran Ali Sami Yen de bir futbolcudur ve ilk kurulan Türk futbol takımı Galatasaraydır.[34] Bunda Galatasaray Lisesi gibi köklü bir kurumun içinden çıkmasının da payı vardır. Doğal olarak ilk lig maçları, ilk goller ve galibiyetler Galatasaray'a nasip olmuştur. Galatasaray, 1905-1906 sezonunda İstanbul Ligi'ne katılmış, 1907-1908'de ise kazandığı ilk şampiyonlukla Türk futbol tarihi için bambaşka bir başlangıcı müjdelemiştir. Yabancı takımlarla aynı ligde oynayan ve şampiyonluk yaşayan Galatasaray, yeni Türk takımlarının kurulması için de örnek olmuştur. Mekteb-i Sultani öğrencilerinin ardından Fenerbahçe ve Beşiktaş da onları takip edince Türk futbolu yeni bir boyuta doğru ilerlemeye başlamıştır.[34]1911 yılında Macar Klojvar takımıyla deplasmanda yaptığı maçla da ülke dışına çıkarak ilk maç yapan takım yine Galatasaraydır.
Türk sporunun ilk teşkilatı olan Türk İdman Cemiyetleri İttifakı, yine Ali Sami YenTürkiye Futbol Federasyonu'nu ise, yıllar sonra Galatasaray Başkanlığı da yapacak olan Yusuf Ziya Öniş'in başkanlığında, 1923 yılında Şehzadebaşı'ndaki Letafet Apartmanı salonunda yapılan toplantıda 'Futbol Heyet-i Müttehidesi' adıyla kurulmuştur. Ardından FIFA'ya başvurulmuş ve Türkiye 21 Mayıs1923 tarihinde FIFA'nın 26. üyesi olmuştur.[35] tarafından kurulmuştur.
Profesyonellik öncesi dönemde, İstanbul Ligi, Cuma Ligi, Pazar Ligi gibi değişik isimlerle oynanan lig maçlarında Galatasaray, o dönemin diğer başarılı takımları Altınordu, Moda, Fenerbahçe ve Beşiktaş'la birlikte şampiyonluk mücadelesi yapmış ve defalarca şampiyon olmuştur. Bu dönemde kazanılan en anlamlı kupalardan biri de 1928 yılındaki Gazi Büstüdür. Gazi Büstü, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk yaşarken adına düzenlenen ilk ve tek kupadır. Taksim stadında oynanan maçı Fenerbahçe’yi 4-0 yenen Galatasaray kazanmıştır. Bu anlamlı büst, halen Galatasaray Müzesinde bulunmaktadır. Yılda bir defaya mahsus olmak üzere, 10 Kasım günleri yapılan anma törenlerinde kullanılmaktadır.[36
Galatasaray tarihinin en büyük başarısı, aynı zamanda Türk futbol tarihinin en büyük başarısı olarak da nitelenen UEFA Kupası zaferidir.
1999-2000 sezonunda kazanılan bu büyük başarı, aslında Şampiyonlar Ligi’nden başlamaktadır. Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’ndeki son maçında İtalya devi AC Milan ile karşılaşacaktır. Kazanması durumunda, yoluna UEFA Kupası’nda devam edecek, kazanamazsa elenecek, AC MilanUEFA Kupası biletini alacaktır.
İki takım açısından da son derece önem taşıyan maçta karşılıklı goller olur ve son dakikalara girerken skor beraberedir. İtalyan takımının yaptığı bir savunma hatası sonucu Galatasaray son dakikada penaltı kazanır. Ümit Davala penaltıyı attığında, spiker bu kritik golü "Giden maç döndü" diyerek anlatmıştır. [18]
Böylece AC Milan elenirken, Galatasaray UEFA Kupası 3. turuna katılmaya hak kazanır. Kuralar çekilir, Galatasaray 3. Turda yine bir İtalyaSerie A takımı, Bologna ile eşleşir. Aşırı soğuk bir havada oynanan karşılaşmada, deplasmanda İtalyan ekibiyle dişe diş mücadele eden G.Saray, 90 dakikayı avantajlı bir skorla tamamlar. Hakan Şükür'ün kafa golüyle maç 1-1 berabere biter.[19]
Bologna'yı eleyerek dikkatleri çeken Galatasaray, deplasmanda oynadığı maçta Borussia Dortmund'u 2-0 yendiği zaman yeni bir şaşkınlık yaratır. Sarı kırmızılılara galibiyeti getiren golleri Hakan Şükür ve Hagi atmıştır. Alman gazeteciler "Dortmund'u hiçbir takım bu kadar ezmemişti. Bu takım nereden çıktı" yorumunu yaparlar.[21]
Almanya'daki gurbetçi Türkleri de sevince boğan bu galibiyet sonrası Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, "Bu başarılar G.Saray'ın değil, Türk insanının yapmak istediği şeylerdi" diyerek konuyu özetler.[22] Rövanş maçı berabere sonuçlanır. Galatasaray adını çeyrek finale yazdırmıştır.
Çeyrek finaldeki rakip La Liga ekiplerinden Real Mallorca'dır. Yine ilk maçı deplasmanda oynayan Galatasaray, yine işi ilk maçta bitirir. Türk gazetelerinin destan[23] olarak nitelediği maçı Galatasaray Arif, Emre, Hakan Şükür ve Okan’ın golleriyle 4-1 kazanır.
İlk maç İstanbul’da oynanacaktır. Avrupa kupalarındaki 50. galibiyeti hedefleyen Galatasaray buna Hakan Şükür ve Capone'nin golleriyle 2-0'lık skorla ulaşır. Galatasaray ikinci maç için büyük bir avantaj elde eder, ama İngiliz basını maçtan önce yaşanan kanlı olayları manşete taşır.[26]
Maçtan önce, Beyoğlu'ndaki barlarda içki içerek etraflarındakilere sarkıntılık yaptıkları iddia edilen yüz kişilik İngiliz holiganın Taksim Meydanı'na çıkmasıyla büyük kavgalar yaşanır. Bıçakların çekildiği olaylarda iki İngiliz taraftarı hayatını kaybeder.[27]
Olay Türk ve İngiliz basınınca da karşılıklı olarak tırmandırılır. Rövanş maçına kadar geçen 2 haftalık sürede gerginlik o kadar yükselir ki, İngiltere’de oynanan maçta Türk taraftarlarına bilet satışı yasaklanır. İngiltere'nin Leeds kenti maç günü adeta polis işgaline uğrar.
Taksim'deki olaylarda yaşamını yitiren iki İngiliz taraftar için düzenlenen tören nedeniyle maç 10 dakika geç başlar. Her iki takımın futbolcuları sahaya kollarında siyah bant takarak çıkmıştır.[28] Maç öncesinde orta yuvarlak üzerinde toplanan futbolcular, 1 dakikalık saygı duruşunda bulunurlar.
40.000 ateşli İngiliz taraftarın önüne çıkan "Aslan" bu zor deplasmanda da istediğini almayı başarır. Maçı, Hagi ve Hakan Şükür'ün ayağından bulduğu gollerle 2-2 berabere tamamlayan Galatasaray UEFA Kupası Finaline adını yazdırır. Rakip İngiliz devi Arsenal'dir.[29]
Final
Final maçı Danimarka'da 38.000 kişilik KopenhagParken Stadı'nda oynanacaktır. Yine Türkİngiliz taraftarlar karşı karşıya gelir. Maçtan önce Kopenhag'da kavga çıkar, 25 kişi yaralanır. Stadyumda ise güzel görüntüler vardır. Yirmibinin üzerinde Türk taraftarı, tribünlerde renk cümbüşü oluşturur. ve
Galatasaray, bu maça Leeds maçında kırmızı kart gören Emre'den yoksun olarak çıkar. İki takım da gol bulamadıkları için, zor ve gergin bir maç olur. 120 dakika sonunda halen gol atılamamıştır ve maç sonucu penaltılara kalır.
Kaderin cilvesi, penaltı atışları da Türk taraftarların önünde yapılır. İlk penaltıyı kullanan Ergün, topu ağlara gönderir. Ardından Suker'in vuruşunda top yan direkten döner. G.Saray'da ikinci vuruşu Hakan Şükür gole çevirir. Arsenal, Parlour'la durumu 2-1 yapar. Ümit Davala, çok soğukkanlı kullandığı vuruşla G.Saray'ı 3-1 öne geçirir. Arsenal'de ise Vieira'nın penaltı atışı üst direkten döner. Son kez topun başına gelen Popescu skoru ilan eder: 4-1.[30]
Penaltı atışlarında hiç fire vermeyen Galatasaray Türk futbolunda bir ilke imza atar ve UEFA KupasınıTürkiye'ye getirir. AP Galatasaray'ın başarısını "Türk spor tarihinin en önemli günü" olarak dünyaya duyurur. [31]
Galatasaraylı fubolcular, Danimarka'nın başkenti Kopenhag'dan İstanbul'a dönüşte muhteşem bir törenle karşılanır. Ertesi gün öğlen saatlerinde Atatürk Havalimanı'na inen sarı kırmızılı kafile binlerce coşkulu taraftarın arasında uçağın merdivenlerinden inip üstü açık bir otobüse biner. G.Saraylı futbolcular, insan selinin aktığı Atatürk Havalimanı'ndan konvoy eşliğinde Taksim'e gider. Taksim'de ise onbinlerin katıldığı tarihi bir kutlama yapılır. [32]